TÜRK SANAT MÜZİĞİ SEVERLERİN BULUŞMA ADRESİ


 
AnasayfaAnasayfa  Kayıt OlKayıt Ol  Giriş yap  
Arama
 
 

Sonuç :
 
Rechercher çıkıntı araştırma
En son konular
Forum
Ortaklar
bedava forum
Aralık 2017
PtsiSalıÇarş.Perş.CumaC.tesiPaz
    123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031
TakvimTakvim
Sosyal yer imi
Sosyal yer imi digg  Sosyal yer imi delicious  Sosyal yer imi reddit  Sosyal yer imi stumbleupon  Sosyal yer imi slashdot  Sosyal yer imi yahoo  Sosyal yer imi google  Sosyal yer imi blogmarks  Sosyal yer imi live      

Sosyal bookmarking sitesinde türk sanat müziği severlerin buluşma yer adresi saklayın ve paylaşın

Sosyal bookmarking sitesinde TÜRK SANAT MÜZİĞİ SEVERLERİN BULUŞMA ADRESİ adresi saklayın ve paylaşın
En iyi yollayıcılar
Admin
 
Chiko
 
TUGRUL GONUL
 
pinargorgun
 
imtalha
 

Paylaş | 
 

 TÜRK MUSİKİSİNDE USULLER

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Chiko



Mesaj Sayısı : 13
Kayıt tarihi : 28/04/10

MesajKonu: TÜRK MUSİKİSİNDE USULLER   Ptsi Mayıs 03, 2010 12:45 am

Usulün vurulmasına daima sağ el ile başlanır. Birinci vuruş kuvvetli olarak vurulur.

Usuller, birbirine paralel çizilen iki yatay çizgi üzerine yazılan notalarla belirtilir. Üst taraftaki çizgi sağ eli, alt taraftaki çizgi sol eli gösterir. Usulün çizildiği çizginin sol tarafına "usulün kıymeti"ni ve "usulün zamanı"nı gösteren sayılar yazılır. Üst tarafa yazılan sayı usulün kıymetini, alt tarafa yazılan sayı ise usulün zamanını gösterir. Örneğin;



Yukarıdaki şekilde de görüldüğü üzere, bir de vuruşların yanına bazı kelimeler yazılmaktadır. Türk Musıkisinde kullanılan usuller şu kelimelerle ifade edilir;
Düm, Tek, Te-ke, Te-ek, Te-ka, Ta-hek.

Bunların anlamlarını da kısaca belirttikten sonra Türk Musıkisinde kullanılan usulleri incelemeye başlayalım.
Düm: Sağ elle sağ diz üzerine vurularak gösterilen kuvvetli zamanı belirtir.
Tek: Sol elle sol diz üzerine vurularak gösterilen hafif zamanı belirtir.
Te-ke: Birbirine eşit iki zamanı gösterir. Sağ ve sol el birbiri ardınca dizler üzerine vurularak icra edilir.
Te-ek: Sol elin sol diz üzerine iki vuruş kıymetinde vurulacağını belirtir.
Te-ka: Bir kısa ve ardından bir uzun zamanı belirtir. Sağ el kısa, sol el uzun zamanda icra edilecek demektir.
Ta-hek: "Ta" hecesinde iki el birlikte havaya kalkar. "Hek" hecesinde yine iki el birlikte vurulur.

Usuller, "Basit Usuller" ve "Birleşik Usuller" olmak üzere ikiye ayrılır. İki tane basit usul vardır. Bunlar; iki zamanlı ve üç zamanlı usullerdir.

Ayrıca usulleri zamanlara göre sınıflandırdığımızda, "Küçük Usuller" ve "Büyük Usuller" olarak da ikiye ayrıldığını görmekteyiz.

BASİT USULLER:En basit usul iki vuruştan oluşur:Önce yüksek volümlü bir vuruş: DÜM!Ardından zayıfça bir vuruş: TEK! Vuruşların süreleri eşit, ancak volümleri çok farklıdır.
Sonuç: DÜM +TEK. İşte bu bir usuldür ve her ölçüde tekrarlanır.
DÜM +TEK, DÜM + TEK, DÜM + TEK, DÜM +TEK...Buna iki vuruşluk bir usul denilir.Kimi kaynaklarda iki zamanlı usul de denilir Bunun terimsel adı: NİM SOFYAN dır.

1.1 NİM SOFYAN
Bir eserin baş kısmında solda bu terimi gördüğünüzde bu eserin vuruşlarını kolayca anlamış olacaksınız. Ayrıca ; donanımın hemen akabinde 2/4 ifadesi varsa vuruşların her biri bir DÖRTLÜK nota değerindedir. 3/8 ifadesi kullanılmışsa vuruşların her biri SEKİZLİK nota değerindedir.Yukarda anlattığımız gibi usul DÜM +TEK, DÜM + TEK, DÜM + TEK, DÜM +TEK... Şeklinde icra edilir.

1.2 SEMAİ

Türk müziğinde bir ölçü içinde üç vuruşun bulunduğu usule SEMAİ denilir. Batı müziğindeki VALS isimli dansın icra şeklidir. Vuruşlar sırayla: DÜM+TEK+TEK şeklindedir. Eserin başında ¾ ifadesi varsa vuruşların her biri bir DÖRTLÜK nota değerindedir. 3/8 ifadesi kullanılmışsa vuruşların her biri SEKİZLİK nota değerindedir.

2 BİRLEŞİK USULLER

basit usuller farklı kombinasyonlarla birbirlerine eklenerek çeşitli usuller elde edilmiştir.

2.1 DÖRT VURUŞLU USUL:SOFYAN:Yukarda anlattığımız basit usullerden Nim sofyanın iki adedinin bir ölçü içinde birleştirilmesinden meydana gelir. Zaten Nim sofyan demek yarım sofyan demektir iki yarım sofyanı birleştirerek bir sofyan elde edilmiştir.Vuruşlar sırayla: DÜÜM+TE+KE şeklindedir. Görüldüğü gibi ilk vuruşun hem volümü yüksek, hem de iki vuruşluk süresi vardır. Eserin başında 4/4 ifadesi varsa vuruşların her biri bir DÖRTLÜK nota değerindedir. 4/8 ifadesi kullanılmışsa vuruşların her biri SEKİZLİK nota değerindedir.

2.2 BEŞ VURUŞLU USUL:TÜRK AKSAĞI: basit usullerden Nim sofyan ile semainin bir ölçü içinde birleştirilmesinden meydana gelir. Vuruşlar sırayla: DÜÜM+TE EK+TEK şeklindedir. Görüldüğü gibi ilk vuruşun hem volümü yüksek, hem de iki vuruşluk süresi vardır. İkinci vuruşun ise volümü düşük ancak süresi iki vuruşluk süredir. Böylece; 2+2+1=5 vuruşluk bir ölçü tamamlanır. Eserin başında 5/4 ifadesi varsa vuruşların her biri bir DÖRTLÜK nota değerindedir. 5/8 ifadesi kullanılmışsa vuruşların her biri SEKİZLİK nota değerindedir. Uygulama genellikle: DÜM+TEK+TEK+DÜM+TEK, ŞEKLİNDEDİR. Nim sofyan ile semainin yer değiştirmesi halinde ortaya çıkan usuller Curcuna denilen karmaşık usulde görülecektir.

2.3 ALTI VURUŞLU USUL: YÜRÜK SEMAİAltı zamanlıdır. Vuruş şekli: DÜM, TEK, TEK, DÜM, TE EK

2.4 YEDİ VURUŞLU USULLER:1 DEVRİHİNDÎ, Bir semai + Bir sofyan= DÜM, TEK, TEK, DÜ ÜM, TE EK2 DEVRİ TURANİki nim sofyan+ Bir semai = DÜ ÜM, TE EK, TE E EK,

2.5 SEKİZ VURUŞLU USULLER:1 DÜYEK, İki sofyan = DÜM, TE EK, TEK, DÜ ÜM, TE EK2 MÜSEMMENSemai +Nim sofyan+ semai = DÜ Ü ÜM, TE EK, TE E EK.

2.6 DOKUZ VURUŞLU USULLER:1 AKSAKBir sofyan+ Bir Türk aksağı = DÜ ÜM, TE, KE, DÜ ÜM, TE EK, TEK.2 EVFERBir sofyan+ Bir Türk aksağı = DÜ ÜM, TE, KE, DÜ ÜM, TEK, TE EK.3 RAKS AKSAĞIBir Türk aksağı +Bir sofyan= DÜ ÜM, TE E EK, DÜ ÜM, TE EK.4 OYNAKBir semai ve bir Yürük semai=DÜM, TEK, TEK, DÜ ÜM, TE EK, TE EK.

2.7 ON VURUŞLU USULLER:1 AKSAK SEMAİ, İki Türk aksağından meydana gelir=DÜ ÜM, TE, KA A, DÜ ÜM TE EK, TEK.2 LENF FAHTEBir Türk aksağı, bir semai ve bir nim sofyandan meydana gelmiştir.Very HappyÜ ÜM, TE E EK, DÜM, TE EK, TE, KE.3 CURCUNAİki Türk aksağından meydana gelir=DÜ ÜM, TE, KA A, DÜ ÜM TE EK, TEK.İcra da beşer vuruşluk bölümlerin yeri sık sık değişebilir.4 ÇENG-İ HARBİİki nim sofyan, iki semaiden meydana gelmiştir:DÜM, TEK, DÜM, TEK, DÜM, TE EK, DÜM, TEK, TEK.

Türk musikîsinde usûl ve îka' hakkında çok uzun tartışmalar yapılmıştır. Eskidenberi kullanılan bu iki deyimin biribirinden farklı olduğu eski eserler incelenince de anlaşılabilir. Gerçekte her usûl bütünü ile bir îka'dır. Fakat musikîde kullanılan usûl îka' değildir. Bu kısa açıklamadan sonra her ikisini de tarif edelim :

İKA' : Bir cismin belirli sınırlar içinde ve belirli zamanlarda düzenli olarak tekrarlanan basit hareketlerinin meydana getirdiği durumdur. Mesela : Bir saat rakkasının ve bir metronomun belirli sınırlar içinde tekrarladığı düzenli hareketler birer îka'dır. Bunun gibi bir elektrikli zilin tokmağının hareketleri ve elektrikle yapılan reklamlarda ışıkların muntazam yanıp sönmesi de hep birer îka'dır. Tarifimizi biraz inceleyelim : önce harekette bulunan bir cisim vardır, sonra bu cisim belirli sınırlar içinde hareket edecektir. Bundan başka bu hareketler düzenli olarak tekrarlanacaktır. işte, bir harekete îka' diyebilmemiz için bu şartların bulunması gerekir. Bu şartları taşımayan düzensiz hareketler ilmî anlamda îka' diye kabul edilemez. Musikîdeki usûl de bütünü ile bu şartları taşıdığı için bir îka'dır. Ancak usûldeki hareketler îka'daki gibi basit olmadığından usûlü daha başka şartlar altında inceliyeceğiz. Musikîdeki îka' düzenli ve belirli ölçülü zamanların birbiri ardınca tekrarlanmasıdır. Mesela : Zaman ölçüsünü belirtmek için musikî erbabının beher sekizlik veya dörtlük zaman için ayakla vurdukları düzenli vuruşlar birer îka'dır. Bu zamanlar hemen daima ikili veya üçlü veyahut bunların katları olurlar.

USÛL : Değerleri biribirine eşit olan veya olmayan belirli sınırlar içinde sıralanan musikî nağmelerini ölçmeğe yarayan vuruşların bütününe usûl denir. Bu tarife göre, bir usûl birçok vuruştan meydana gelir. Bu vuruşlar belirli değerde musikî zamanlarım ölçmek için kullanılmaktadır. Bu zamanların değerleri birbirine eşit olsa da olmasa da sınırları mutlaka belirli

ve vuruşları ölçülüdür. Bu tarifle îka'ın tarifini karşılaştıracak olursak, farklar kendiliğinden meydana çıkar. Bu açıklamadan sonra îka' ile usûlü birbirine karıştırmanın ne kadar hatalı bir hareket olduğunu kolayca anlayabiliriz. Musikîdeki usûlü aynen şiirdeki vezne benzetebiliriz. Aralarındaki benzerlik tamdır.

DARB : Elimiz veya ayağımızı bir defa düzenli hızda yukarıdan aşağıya vurup tekrar yukarıya kaldırmak darp (veya vuruş) meydana getirir. Bu darp musikî zamanlarım ölçmeğe yarar. Musikî zamanları sür'atli veya ağır olduğuna göre darp'lar da aynı yürüklük veya ağırlıkta olur. Darb'ın yukarıdan aşağıya vurulan kısmına basit darp, tekrar yukarıdaki duruma getirilmesine tam darp denir. Gerek yukarıdan aşağıya ve gerek aşağıdan yukarıya yapılan hareketlerin düzenli ve zaman değerlerinin biribirine eşit elması gerekir. Musikîde darp dediğimiz zaman tam bir darb'ı kastederiz. Her musikî eserinin darp'larının sür'ati, eser sahibi tarafından belirtilir. Bundan başka eserin bünyesinin ve kullanılan usûlün de bu konuda rolü vardır. Böyle olunca, her eser sahibinin eserin baş taratma darp'ların sür'atini işaret etmesi gerekir. Bu sür'at bir metronom'la kesin olarak tayin edilebileceği gibi, bu alet yoksa bir dakika içinde eserdeki darp'lardan kaç tanesinin icra edileceğim bir saat ile tesbit ederek eserin baş tarafına yazmak. da aşağı yukarı maksadı ifade eder. Darp'ların ağırlığım eserin basma işaret etmek için pratik bir usûl tavsiye edebiliriz :

örneğinde gördüğümüz sayı, eserde mevcut dörtlük zamanlardan 60 adedinin bir dakikada icra edileceğini gösterir. Yani bir saniyede bir dörtlük nağme icra edilecek demektir. Şayet eserdeki zaman ölçüleri dörtlük değil de sekizlik ise o zaman bir dakikada icra edilecek sekizlik zamanların sayışım belirtmek gerekir. Mesela : Türk Aksağı Usûlünde 5/8 (beş sekizlik diye okunur) olarak bestelenen bir eserin zamanları eserin basma sekizlik = 100 olarak işaret edilebilir.

O zaman bîr dakikada sekizlik zamanlardan 100 tanesinin, yani hesapça 20 ölçünün bîr dakikada icra edileceğim anlarız. Zamanlar Curcuna Usûlünde olduğu gibi onaltılık birimlerle tesbit edilmişse, hesapiarımızı bu sefer onaltılıklara göre yaparız. Türk musikîsînde zamanlar hemen her zaman onaltılık, sekizlik ve dörtlük oîarak yazıldığına göre hesapiarımızı bu üç şekle göre yapmak gerekir.

Musikîde darpların çeşitli hızlan olmakla beraber bunlar üç gurupta toplanarak incelenebilir. Eski musikî erbabı eserlerin notalarım yazarken üç şekil kullanmışlardır :

Küçük değerde notalarla yazılan ve çok yavaş icra edilen eserler için sakîl ile yazılmıştır deyimin] kullanmışlardır. (Bugün bu şekilde nota yazmağa ihtiyaç yoktur. Batı notası ile iki şekil kullanarak eserlerimizî hiç bir zorluğa uğramadan tesbit edebiliriz).
İçinde küçük değerde zamanlar fazla kullanılmamış olan eserlerin notaların) birinci şekiideki notaların iki misli değerde yazmışlar ve bu şekle hafifi sanî demişlerdir. Biz bugün notalarımızın çoğunu bu şekille yazıyoruz. Hafifi sanî yerine sadece hafif deyîmini kullanacağız. Ancak bu deyimle kasdedilen notanın yazılış şeklidir. icra esnasındaki darp'lann hızı değildir. Darp'ların hızı yukarıda söyledigimiz gibi metronom veya saat'la ayrıca tesbît edilîp eserin basma işaret edilir.
Küçük değerde notaları fazla kullanan bir eserin notasını da ikinci şekîldekî notaların iki misli değerde yazmışlar ve bu şekle hafifi evvel demişlerdir. Biz buna yürük demekde yetineceğiz. H izi arma göre darp'ları bir kısım musikî erbabı çeşitli guruplara ayırmışlar ve bu konuda kendilerine göre birtakım fikirler ortaya koymuşlarsa da sonuç oîarak darp'ları Ağır, Hafif ve Yürük diye üç gurupta toplamak yetecektir. Bir ağır darb'ın değerini dört kabul edersek, hafif darp'iar bunun yansı kadar yani iki, yürük darp'iar da bunun dörtte biri, yani bîr değerinde olur. Tatbikatta ağır bir darb'ı dört saniyede vurduğumuzu farzedersek, hafif darb'ı iki, yürük darb'ı bir saniyede vururuz.
Mesela : Bir ağır darb'ı birinci şekilde bîr onaltılık nota ile gösteriyorsak, ikinci şekilde bir sekizlik, üçüncü şekilde bir dörtlük nota ile gösteririz. Yani birinci şekilde bir darp içinde bir onaltılık nağme icra ediliyorsa ikinci şekilde bir sekizlik, üçüncü şekilde bîr dörtlük nağme icra edilir.

Misal olarak düyek usûlünde bestelenmiş bir eseri ele alalım : Bu eseri birinci şekilde yazmak istersek, eserin başına 4/8 ölçüsünü koymak gerekir. Bu ölçüyü görünce, eserin her zamanınin sekizlik değerde ağır bîr darp'tan meydana geldiğini anlarız. Aynı eseri ikinci şekilde 4/4 ölçüşü ile, üçüncü şekilde 8/4 ölçüşü ile yazmak gerekir. Bu son ölçü ağır Düyek usûlü ile karıştırılmamalıdır.

Bîr eseri yazmadan önce darp'lannın ağırlığı belirtilmelidir. Şayet eserde otuzikilik ve onaltılık gibi küçük değerde zamanlar fazla kullanılmışsa bu eseri yürük şekilde yazmak gerekir. Bu takdirde notaların değeri iki misli büyür. Yani otuzikilikler onaltılık, onaltılıklar sekizlik yazılır. Bu suretle eserin çalınıp okunması kolaylaştırılmış olur. Çünkü göz büyük değerde notaları daha kolay okur.

Şayet eserde onaltılık ve otuzikîlîk gibi küçük değerde notalar yoksa ve notalar çoğunlukla iki dörtlük, dörtlük ve sekizlik gibi nağmeleri gösteriyorsa, bu eseri normal tarzda yani hafîf şekille yazmak gerekir. Bu takdirde notalar yarı değerde, yani iki dörtlük notalar dörtlük, dörtlük notalar sekizlik, sekizlik notalar da onaltılık olarak yazılır. Bununla beraber icra zamanları aynı kalır. Bu açıklamadan sonra hafîf şekille yazılmış olan bir eseri orta hızda çalıp okumak, yürük şekille yazılan bîr eseri de iki misli hızlı icra etmek gerektiğini kolayca anlayabiliriz.

Yapılan denemelere göre, her gurubun bir dakikalık zaman içinde kaç darb'ı ihtiva edeceğine dair şöyle bir tablo, pratik faydası bakımından incelemeğe değer görülmüştür :

Bir dakikalık zaman içindeki darp'lann sayışı 36'yı geçmiyorsa bu darp'lara ağır darplar denir.
Bir dakikalık zaman içindeki darp'lann sayışı 3672 olursa bunlara hafîf darplar denir.
Bir dakikalık zaman içindeki darp'la' rın sayışı 72'yi geçerse bunlara da yürük darp'lar denir.
Türk musikîsinde en hızlı darp'ların sayışı btr dakikada 200'ü geçmez, daha hızlı darp'lar bizim musikîmizde kullanılmaz.

Elimizde bir metronom varsa darp'larımızın ağırlığım onunla ayarlayabiliriz. Bu iş musikîde oldukça önemlidir. Her eser kendi ağırlığı ile ve kendine mahsus tavrı ile icra edilmezse etki ve güzelliğim kaybeder. Nota yazarken her ölçü bir usûle göre düzenlenir ve bu usüle göre her ölçüde onaltılık, sekizlik veya dörtlük notalardan kaç tanesinin bulunacağı baş tarafta ölçü yerinde gösterilir. Bir kısım musikî erbabı diyez ve bemol gibi arızaların icrasını kolaylaştıracağı iddiası ile, mesela : 9/4 zamanı ihtiva eden bir usûlü, birincisi 5/4 ikincisi 4/4 iki ölçüye bölmek gibi sakat bir sisteme yer vermiştir. Bizim fikrimize göre küçük usûllerin bu şekilde bölünmesi yanlıştır. Hele eserin başma konan usûl sayısından sonra ölçülerin bu sayıya aykırı olarak biribirine eşit olmayan iki parçaya bölünmesi ne ilmî, ne de amelî bakımdan doğrudur. Ancak diyez ve bemol gibi arızaların icrasını kolaylaştırmak bakımından büyük usûllerin eskidenberi olduğu gibi 4 eşit değerde ölçülere bölünmesi ve usûlün bittiği son ölçünün çift çizgi ile kapatılması pratik bakımdan faydalıdır. Bu şekil bölmede her ölçü birbirine eşit değerde olacağından baştaki sayıya aykırı bir hal de meydana gelmez. Usûlün bittiği yerdeki çift ölçü çizgisi de o usûlde kaç darb bulunduğunu belli eder. Büyük usûllerimizin hepsi de bu şekilde bir bölünmeye uygun kıymettedir.

Batıda basit ve birleşik diye üç ve dört zamanlı iki gurup usûl olmasına karşılık, Türk mösikîsinde ritmik ahenkleri biribirinden farklı 70'den fazla usûl kullanılmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
TÜRK MUSİKİSİNDE USULLER
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
TÜRK SANAT MÜZİĞİ SEVERLERİN BULUŞMA ADRESİ :: TEMEL MÜZİK BİLGİLERİ :: USULLER-
Buraya geçin: